1.SINIRIN GÜNEYİNDE,GÜNEŞİN BATISINDA - HARUKİ MURAKAMİ
 |
kaynak idefix |
Bir vakitler yine bu ayın kitapları bölümünde siz ne okuyorsunuz hanımlar demiştim de 2-3 kişi cevap vermişti hani, hatırlar mısınız?İşte bunlardan biri de
Tuba'ydı. Haruki Murakami'nin 1Q84 adlı kitabını okuyorum demişti.Adını ilk o zaman duymuştum bu yazarın.Sonra kitap bloglarında karşılaştım.Kitapçıya gidip bakınca 1Q84'ün ebatlarından gözüm korktuğu için Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında ile başlayayım dedim.Çünkü en ince kitabı buydu (Bkz Düz Adam:))
Kült yazar diyordu yazarın hayatını okuduğumda.
Bir hikaye anlatıyorsun, sonu mutlu biterse klasik yazar oluyorsun ama abuk subuk biterse,ya da bitmezse çünkü sonunu yazasın gelmezse, öyle havada bırakırsan kült oluyorsun. Bir de tabii gizemli karakterler lazım.Onlar öyle bir görünüp kaybolmalı, okuyucuda merak uyandırmalı amma sen merakı doyurmamalısın.Türk bir yazar yazsaydı eminim karakterler iyi oluşturulmamış derdim, O Şimamoto neydi öyle arkadaşım? Bir açıklasaydın merakımızı giderseydin derdim ama şimdi bu Haruki Bey kült olduğundan saygı duymaktan başka çarem yok.Sorgulamaya kalkarsam çok avam görünürüm ki bunu hiçbirimiz istemeyiz değil mi sevgili okurlarım?Her neyse bakmayın böyle konuştuğuma,sınırlı sayıda kült edebiyat tecrübemle (Gönülçelen,Otomatik Portakalla falan) ancak bu kadar yorumlayabiliyorum.
Sonuç olarak kitabı çok sevdim ben.Bunun da beklentiyle alakalı olduğunu düşünüyorum.Ben daha zor kafa karıştıran bir kitap olduğunu düşünürken gayet basit bir dille yazılmış güzel,ilginç bir hikaye olduğunu gördüm.Çok da kafa yormadan bir-iki günde bitiriverdim.Tavsiye ederim.
2.İMKANSIZIN ŞARKISI - HARUKİ MURAKAMİ
 |
kaynak idefix |
İlk kitabı kısa sürede okuyup bitirince yazarın diğer kitaplarına bakınmaya başladım.Ekşi sözlük ahalisinin yorumlarına güvenerek İmkansızın Şarkısıyla devam etmeye karar verdim.
Bu kitabı da severek okudum.Ama sevmediğim gereksiz bulduğum yerler de yok değil.Ana karakter Vatanabe adında bir üniversite öğrencisi.Neden herkesle yatmak zorundaydı bilmiyorum.Kitabı okumayanlar vardır diye pek kitap içeriğinden bahsetmem genelde ama Reiko'yla bile yatar mı insan yahu?Nefret ettim oğlandan.Gerçi doğru yolu buldu sonunda.Takdir ettim ben de.Kitap güzel,karakterlerin hepsi ayrı bir derya.Ama bana göre aman aman, illa okunası bir kitap değildi açıkçası.Bu da beklentiyle alakalı.Süper olmasını beklemiştim çünkü..
Kıyaslamam gerekirse şu anda okumakta olduğum Yaban Koyununun İzinde daha ilginç ilerliyor.Bundan sonra da Sahilde Kafka'yı okumayı planlıyorum.
4.AKIL VE TUTKU- JANE AUSTEN

İngiliz Edebiyatı okuma projem kapsamında da Jane Austen'dan Akıl ve Tutku'yu okudum.Geçen ay okuduğum iki romanını da daha önce (orta okuldayken) okuduğum için neyle karşılaşacağımı biliyordum ama bu romanın sonu beni çok şaşırttı.İçerik de diğer iki romandan biraz farklıydı.
Jane Austen küçük bir yerleşim yerinde İngiltere sosyetesinden uzak, kalabalık bir ailede kız kardeşleriyle sessiz sakin yaşamış.Dolayısıyla da dönemin siyasi,sosyal olaylarından uzak kalmış bir yazar.Bu yüzden de kitaplarında taşrada yaşayan, kalabalık kız kardeşlerden oluşan ailelerin basit hayatlarını anlatıyor.Romanlarında genellikle kızlardan küçük olan bir kaçı silik ya da aptal, büyük olan kızlar da zeki , güzel ve asil oluyor.Bu kitap da diğerleri gibiydi o açıdan.Farkı bu ailenin babasının hayatını kaybetmiş olması, üvey ağabeylerinin yengenin etkisi altında kalarak kızlardan uzaklaşması, diğer erkek karakterlere de öbür kitaptakilere göre daha az yer verilmesiydi.Kadınlar, onların aşkları, umutları, hayal kırıklıkları,rekabetleri üzerine bir kitaptı yani.Çok çok sürükleyici değilse de ben klasik edebiyat sevdiğim için severek okudum.